Atatürk, gerek etkileyici kişiliği, gerekse
ahlaki meziyetleri ile tüm dünyanın kalbinde
taht kurmuş, eşsiz bir liderdir. Çöküş
arifesinde olan, enkaz haline gelmiş bir
imparatorluğun, kölelik tehdidi ile karşı
karşıya kaldığını sezinlemiş, milletimizi
esaretten kurtarmak için büyük bir milli
kurtuluş hareketi başlatmıştır.
Cumhuriyet tarihimiz süresince, kritik
dönemler atlatan milletimiz, bir çok
problemin üstesinden, yalnızca Atatürkçü
düşünceye ve milliyetçi-muhafazakar kimliğe
sahip çıkmakla gelinebileceğini artık
kavramış durumdadır. Türkiye'nin 21.
yüzyılda, büyük önderin hedef gösterdiği
"muasır medeniyetler" arasında yer alması ve
ülkemizin "lider ülke Türkiye" olması için
Atatürk'ün açtığı bu yolda emin adımlarla
ilerlenmesi gerekmektedir.
Atatürk, bir konuşmasında
"Çağdaş bir cumhuriyet
kurmak demek, milletin insanca yaşamasını
bilmesi, insanca yaşamanın neye bağlı
olduğunu öğrenmesi demektir"1
diyerek, Cumhuriyetin kurulması ve bekası
için "insanca" yaşamanın önemine dikkat
çekmiştir. Atatürk, Müslüman-Türk
Milleti'nin insanlık onuruna yakışır şekilde
yaşaması için bu sorumluğu kendi omuzlarında
hissetmiş, ülkeyi sahiplenmiş, artık
misyonunu tamamladığına inandığı bir
imparatorluğun üzerine yeni temellere
dayanan bir devlet kurmuştur.
Şüphesiz, Atatürk dünyada benzerine az
rastlanan bir liderdir. Kendisi Türk
Devleti'ni bizlere, özellikle de tüm
kalbiyle güvendiği gençlere emanet etmiştir.
Türk Milleti'nin bağrından, onun izini süren
yüzlerce, hatta binlerce Atatürk
çıkaracaktır. Nitekim Ulu Önder Atatürk de
bu temennisini şu şekilde ifade etmiştir:
"İki Mustafa Kemal
vardır. Biri ben, fani Mustafa Kemal; diğeri
milletin içinde yaşattığı Mustafa Kemaller
idealidir. Ben onu temsil ediyorum. Herhangi
bir tehlike anında ben ortaya çıktımsa, beni
bir Türk anası doğurmadı mı, Türk anaları
daha nice Mustafa Kemaller doğurmayacaklar
mı? Feyz milletindir, benim değildir."
Bizlerin yapması gereken ise Atatürk'ün
ilkelerini daima ayakta tutmak, milletçe bu
konuda bilinçlenmek ve onun gösterdiği güzel
ahlakı örnek almaktır. Bunun için ise,
öncelikle Atatürk'ün ahlakını yakından
tanımakla başlamalıyız.
Atatürk'ü iyi anlamak; sadece onun şahsına
yönelik övücü konuşmalar yapmak, sözlü
olarak takdir etmekle değil, kendisinin
milletinden ne istediğini anlamak, fikir
yapısını ve ilkelerini hayata geçirmek
demektir. Nitekim Mustafa Kemal Atatürk,
kendisini anlamanın, onun yolunda
ilerlemenin nasıl mümkün olacağını yol
olarak bizlere şu şekilde belirtmiştir:
"Beni görmek demek,
mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim
fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız
ve hissediyorsanız, bu kafidir
(yeterlidir.)"
İşte bu kitabın yazılmasındaki amaç; insanı
insan yapan ahlaki değerleri Atatürk'ün
sözlerinden alıntılarla anlatmak,
bayrağımızın göklerde özgürce dalgalanması,
Devletimizin ve milletimizin bekası için
"güzel ahlakın" şart olduğu konusunda genç
nesilleri bilinçlendirmektir. Ulu Önder
Atatürk'ün dediği gibi yalnızca "kılıçla
fetih yapanlar mağlup olmaya (yenilmeye) ve
netice itibarıyle mevkilerini onlara
bırakmaya mecburdurlar." Bu sebeple milletin
ve devletin bekası için toplumu oluşturan
her bireyin güzel ahlaklı olması lazımdır.